Hazine avcıları - Tarih düşmanları

Medyayı takip edenler zaman zaman Çankırı’da kaçak kazı yapan define avcılarının yakalandığına dair haberler okuyorlardır sanırım. Define avcılığı, eski eser hırsızlığı demektir. Ayrıca ha hazinenin kasasını soyup sırtına alıp gitmişsin, ha da kaçak kazıda bulunanları. Definecileri için Çankırı çok cazip bölge olsa gerek. En başta kırsal kesimdeki veya Merkez ve ilçelerde oturan vatandaşlarımız bu vahim durumun farkında bile değil.

Kapalı bir toplum olan kırsal alan yerleşimlerine bir yabancı gidecek, elini kolunu sallayarak kaçak kazı yapacak. Bu olanaksız bir olay. Köye giren sinekten haberi olan muhtarın, köye gelen yabancıdan haberi olmayacak! Olacak iş değil. Ama işler öyle değil. Köy içinde define avcılarının adamları var (yakalananların ifadelerine göre), onlar sayesinde bu işi yapıyorlar. Kırsal alanda gece gidip kazacağı yeri bulmak yabancının işi değil, hele gece hiç değil. Yataklık edenlerin işi. Sorun da burada !

Geçmişte Çankırı’da define avcılığı bilinmezdi. Kırsal alana jandarma hakim olduğu gibi, köy içinden hain de çıkmazdı! Ne zaman kırsal alandan jandarma çekildi, bu tür olaylar başgösterdi. Teknolojik aletler de kaçak eser bulmak için hizmete girince, kaçakçılara gün doğdu. Hazine avcıları kaçak kazı, gömülü eser gibi konularda uzmandan daha uzmanlaşmış durumda. Bu bağlamda bazı köylerimiz kamera ile izleme sistemi kurmuşlar, oldukça caydırıcı bir uygulama.

Köy içi tamam da kırsal alanlar nasıl kontrol edilecek? Tamamen kontrolsüz bırakılan kırsal alanlar Allah’a emanet.

Vali, kaymakam, jandarma ve polisi uyarıyoruz. Kaçak kazılar konusunda duyarlılık gösterilsin. Tarihi eserler bilinçsizce tahrip edilerek yeraltından çıkarılmasın. Çankırı bölgesi arkeolojik olarak zengin bir bölge. Bölgenin tamamı 2005-2009 yılları arasında elektronik olarak tarandı. Beş yıl süreli bu taramada birikinti sulardan, göl, göletlerden dahi örnekler alındı. Toprak yüzeyi taranarak kayda geçti. Devlet kayıtlarında tarama sonuçları mevcut. Madenler de dahil kayda geçti. Hiçbir resmi  kazı yapılmadı (Çorakyerler hariç). Sadece maden arama furyası Çankırı’yı da vurdu. Arazi kabak gibi soyuldu.

Arkeolojik alanlarımıza sahip çıkmamız, duyarlılık göstermemiz gerekiyor. Henüz tahribatlar ölümcül hale gelmeden önlemler alınarak, halkın tarihi değerlere sahip çıkması konusunda bilinçlendirilmesine ihtiyaç var. Belediye başkanları, Köy muhtarı, azaları, koruyucusu ile birlikte kendi bölgelerine hakim olmaları için, ihtiyaçları olan vasıtaların temini  ile birlikte yabancıları arazilerinde her hangi bir kazı yapmasını önlemiş olurlar.

Valisi, kaymakamı, birim amirleri, öğretmenler gereken duyarlılığı göstererek kaçak kazı yapanın, kaçaklara yardım edenin vatan hainliği olduğunu, görüldükleri yerde kolluk kuvvetlerine haber vermeleri konularında duyarlı olmak zorundadırlar. Çankırı bölgesi Bizans ve Roma dönemlerine ait eserlerin kaçak kazılarla çıkarıldığı ve tahrip edildiği yer olmaktan kurtarılmalıdır. 

Aynı şekilde bölgede endemik bitki kaçakçılığı da oldukça yaygın bir durumda. Masa başından bunlar gözükmüyor. İlgililer sahaya inerlerse görebilirler. Bu konularda yerel belediyelere de iş düşüyor. Olur olmaz yerlerde, ön araştırma yaptırmadan inşaat yapımına izin vermemeliler. Bu konuda Çankırı merkezde temel atma sırasında tarihi eserlere rastlanıyor. İnşaat durdurulması gerekirken, görmemezlikten geliniyor. Özetle balık baştan kokuyor!

Sizlerin de bildiği gibi Yapraklı yolu üzerinde yaz ayları iki ay süre ile kazı yapılıyor. Oldukça önemli bulgulara ulaşıldı (Başka bir yazımda anlatacağım). Kazı yapılan yer yolun solunda. Ortadan yol geçiyor. Sağ tarafta sit alanı olduğu halde yurt inşaatına izin verilmiş ve bina yapılmış. Kazıda çıkan fosillerin devamı bu binanın altında kalmış. Bina da yıkılamayacağına göre (yıkmak için yürek ister) sit alanı katledilmiş durumdadır.

Çankırı neden tanınmıyor? Evet neden acaba?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
1 Yorum