İBB davasında 64'üncü celse: İmamoğlu duruşma salonundan çıkarıldı!

İBB davasında 64'üncü celse: İmamoğlu duruşma salonundan çıkarıldı!

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 64'üncü günü başladı.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davası, 64'üncü gününde devam ediyor.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda görülüyor.

İmamoğlu’nun savunma yapmasının beklenmesi sebebiyle çok sayıda izleyici ve siyasi de salonda bulunuyor. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ile beraber milletvekilleri Mahmut Tanal, Bahadır Erdem, Nail Çiler, Kayıhan Pala, Bülent Tezcan, Turan Taşkın Özer ve çok sayıda partili duruşmayı takip ediyor.

Öte yandan Hollanda, İsveç ve İngiltere konsolosluklarından temsilciler de duruşma için salonda yer alıyor.

16:35 | İNAN GÜNEY HAKKINDA TAHLİYE TALEBİ

İmamoğlu’nun avukatlarının kısa savunmalarının ardından savcı, tutukluluk incelemesi kapsamında mütalaasını açıkladı. Savcı Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Medya A.Ş Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak ve İBB Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay için tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme Başkanı, tahliyelere ilişkin kararını vermek için duruşmaya bir saatlik ara verdi

16:15 - DURUŞMA TEKRAR BAŞLADI

Verilen aranın ardından sanıklar yerini aldı. Ara boyunca salonu terketmeyen Özgür Özel ve avukatların yanında izleyiciler, tutukluları "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganlarıyla karşıladı.

Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’nun CMK 147.uyarınca savunma yapıp yapmayacağı hususu sorulduğunu ancak İmamoğlu’nun ısrarla kimlik tespiti yapmaktan kaçındığı ve ‘Yargılamaya geldim’ dediğinin görüldüğü gerekçesiyle “susma hakkını” kullandığının tutanağa geçirildiğini aktardı. Mahkeme başkanı, duruşma zaptına şunların geçirildiğini söyledi:

"Kimlik tespitine geçildiği esnada sanığın kimlik bilgileri vermek istemediğini, şu an savunma yapmayacağını, sadece yargılamanın işleyişi için birtakım taleplerinin bulunduğunu beyan etti. Kendisi kimlik tespitine geçilerek 5271 sayılı CMK 147. maddesi hükmü uyarınca savunma yapıp yapmayacağı soruldu. Sanık söz alarak savunma yapmayacağını belirtmesi üzerine tarafımızca sanığa susma hakkını kullanabileceği ve yargılamadaki sıfatının sanık sıfatı olduğu hatırlatıldı. Buna rağmen ısrarla konuşmaya devam ettiği, kimlik tespiti yapılarak savunma yapması konusunda tekrar uyarıldı. Savunma yapmadığı takdirde susma hakkını kullanmış sayılacağı tekrar edildi. O esnada sanığın, ‘ben buraya yargılanmaya değil, yargılanmaya geldim’ dediği görülmekle, sanığın daha önceden mahkememizde belirlenen sorgu sırası gelmekle birlikte ısrarla kimliğinin test edilmesinden kaçındığı anlaşılmakla, sanığın güncel kimlik bilgileri UYAP sistemi üzerinden alındı.

Sanığın savunma yapmadığı takdirde susma hakkını kullanmış sayılacağı ifade edilmesine rağmen savunma yapmayacağını belirttiği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK 147. maddesi hükmü uyarınca susma hakkının kullanıldığı tespit edildi. Sanığın mahkeme başkanıyla sözlü tartışma devam etmesi nedeniyle duruşma düzenini bozan davranışlarına devam ettiği anlaşılmakla, 5275 sayılı CMK'nın 203. maddesi gereğince duruşma salonundan çıkartılmasına karar verilmekle, duruşmaya 14.49 itibariyle ara verildi."

Ardından İmamoğlu’nun avukatlarından Hasan Fehmi Demir, söz alarak savunmasına başladı.

15:10 | ÖZGÜR ÖZEL VE İZLEYİCİLER SALONDAN AYRILMIYOR

Salondaki jandarma komutanı, izleyici sıralarına giderek "Heyet tarafından bize haber gönderildi. Salon boşaltılırsa tutukluluk değerlendirmesi yapacaklarını söylediler" diyerek izleyici sıralarının boşaltılmasını istedi.

Ancak Özgür özel dahil izleyiciler şimdilik salondan ayrılmıyor.

ozgur-ozel-ibb-davasi-silivri-64-celse-08-temmuz-resim-07.jpg

14:50 | İMAMOĞLU, DURUŞMA SALONUNDAN ÇIKARILDI

İmamoğlu: "Bakın nelerle karşı karşıyayız. CMK 203 uygulanıyor. 10 gündür dayatma yapıyorsunuz. Ağır bir ihlal. İzah edilemeyecek bir şey. Benim burada ne konuşacağıma karar verecek değilsiniz. Türkiye'de en tepeden tırnağa ne yaşadım... CHP'nin ele geçirilmesi, sonrasında gerçekleşecek seçimlerde cumhurbaşkanı olacak İmamoğlu'na 'suç örgütü' deniyor. İşin temelinde cumhurbaşkanlığı makamı var. 63 duruşma bitti, tek bir delil ya da evrak ekrana yansıtılamadı. Bir ses kaydı, bir delil ortaya konulamadı. Siz, iddia makamını... Biz zaten kınıyoruz. Bunu bir saldırı, bir hukuk cinayeti olarak görüyoruz. Böyle bir süreçte yanlış bir kararın altında Türk yargısına kimsenin tekme vurmasına müsaade etmeyin. NATO zirvesinde dünya liderlerine, Türkiye'de, Ankara'da Ekrem İmamoğlu'nun susturulmasını kime, nasıl anlatabilirsiniz?”

Mahkeme Başkanı: "Sabırla dinliyoruz. Biz program yaptık. Sizi susturmaya çalışmıyoruz. Israrla uzatmak için pazarlık hâlinde iki gün kaybettik. Dört aydır yargılama sürüyor. Ya savunmanızı alacağız ya da susma hakkınızı kullandığınızı zapta geçireceğiz. Bunun pazarlığını yapacak makamda değilim. 'Savunma hakkım kısıtlandı' algısı yaratmayın. Hangi soruyu sordunuz da engelledik? Takvimi bu hâle getirmek için elinizden geleni yaptınız. Sporcu fotoğrafı gösterdiniz, bir şeyler dinlettiniz. Yapmadığınız şey kalmadı burada. Savunma hakkı bu kadar sınırsız bir şey değil. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Benimle pazarlık yapmaya geldiyseniz sizi salondan çıkartacağım, Ekrem Bey. Savunmanızı yaparsınız ya da dışarı çıkartırım.”

İmamoğlu: Ağır bir hak ihlali yapıyorsunuz. Türk yargısına ağır bir zarar veriyorsunuz.

Mahkeme Başkanı: Ekrem Bey, neden savunma yapmaktan kaçıyorsunuz?

İmamoğlu: Ben savunma yapmaktan kaçmıyorum. Ben buraya yargılamaya geldim.

Mahkeme Başkanı: Sen buraya yargılanmaya geldin, yargılamaya değil. Burası senin yargılayabileceğin bir makam değil.

Bu tartışmanın ardından Mahkeme Başkanı, İmamoğlu için ikinci kez CMK 203 uygulayarak salondan çıkartılması kararını verdi.

İmamoğlu, salondan çıkarken avukatlar ve izleyici sıralarından yoğun tepki yükseldi.

İmamoğlu: "Benim Ankara’da yargılayacaklarım buradaki yargıyı yönetmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı, çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir, ben millete konuşuyorum. Yüzümüzü millete dönelim" diyerek salondan ayrıldı.

14.30 | İMAMOĞLU: BENİ SUSTARACAK BİRİ YOK

İmamoğlu’nun savunma yapmasının beklenmesi sebebiyle çok sayıda izleyici ve siyasi de salonda bulunuyor. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek ile beraber milletvekilleri Mahmut Tanal, Bahadır Erdem, Nail Çiler, Kayıhan Pala, Bülent Tezcan, Turan Taşkın Özer ve çok sayıda partili duruşmayı takip ediyor.

Öte yandan Hollanda, İsveç ve İngiltere konsolosluklarından temsilciler de duruşma için salonda yer alıyor.

Ekrem İmamoğlu: Ben sorgu için gelmedim sayın heyet, sayın başkan. Sorgu için gelmedim. Bazı düşüncelerimi, sorgu düzenine, zaman kısıtlamasına yönelik bazı düşüncelerimi ve bazı kendime göre tespitlerimi, talep ve itirazlarımı dile getirmek için kürsüye geldim.

Hakim: Ekrem bey, savunma alacağız, planlamamız o şekil.

Ekrem İmamoğlu: Ben savunma hakkıyla ilgili, savunma düzeniyle ilgili tespitlerimin dinlemesi gerektiğini düşünüyorum. Açıkçası, beni buraya çağırdınız, açıklamalarınız var, 9 Temmuz'da bitireceğinize dair. Dolayısıyla, sizin şu anda beni buraya çağırdığınız an itibariyle ben planlamanızı bilmiyorum. Kaldı ki benden önce iki kısıtlanmış arkadaşım var. Hem Murat Bey'in avukatı hem Fatih Bey'in avukatı. Şu anda sizin nasıl bir planlamayla beni buraya çağırdığınızı ben şu an bilmiyorum.

Hakim: Yargılamamız 4 aydır devam ediyor. Zaten planlamamız baştan da belliydi, hani yeni bir planlama yapmadık zaten. Planlamamız baştan da belli. Dinlenmeyen tanıklarımızın sırası da belli. En son dinlenmek istediğinizi belirttiniz. Yine bu noktada en son sırası da geldi. Yani bu anlamda şu an savunma yapmamanızın nedeni nedir?

Ekrem İmamoğlu: Hayır, ben de tam da onu soruyorum. 9'unda bitirmekle ilgili bir kararınız var ve şu anda bunu ısrarla da dile getirdiğinizi ben duydum. Çünkü malum dün ben burada yoktum. Sanık arkadaşlarımı dinlemekten de mahrum edildim. Bu da bir aslında hukuken hakkım ihlal edilmiş olduğu, ağır bir hak ihlali içerisindeyim. Kaldı ki ben geçen hafta, ne diyorsunuz ona, 203 kararı diyorsunuz, 203 kararı ile ilgili Perşembe günü ben sözünüze yönelik hiçbir sözüm olmadı. Kalktım gayet nezaketli bir şekilde programımı anlattım. Yani nasıl olması gerektiği noktasında önerimi sundum. Makul bir zamana ihtiyacımız olduğunu ifade ettim. Hem sıralamayı yaparken, Pazartesi olan duruşmalarımdan bahsettim. Burada benim katılımımla, burada dinlemem gereken insanların sorgularıyla olan sürecin en adil bir şekilde yönetilmesi hususunda taleplerimi anlattım. Siz bana bunlara ret cevabını verdiniz ve yerime geçtim oturdum. Ne mahkemeye bir hakaretim var ne sürece dair olumsuz bir sözüm var.

Siz ısrarla 'böyle olacak' dediniz, ben de sadece oradan kendimce 'ben de o zaman sorguya çıkmam' dedim, bu kadar. Ama siz bana salondan çıkmamla ilgili bir karar yüklediniz. Yani o bakımdan ben açıkçası dün sadece, anladığım kadarıyla, yazılı da olmayan bir şekilde, burada hemen yan tarafta olan hapishaneden buraya getirilişim engellendi. Ve saat 8.10 geçe odama gelip, görevlilerin 'bugün hakim tarafından mahkemeye getirilmememiz' noktasında bilgi verilmiş, 'jandarma sizi almayacak' dendi. Bu şekilde ben buraya getirilmedim. Ve en önemli, yani en çok önem verilen, en çok hakarete, suçlamaya, tacize maruz bırakılan Fatih Keleş arkadaşımın ne sorgusunu dinleyebildim, ne sorularımızı dinleyebildim, ne sorularımı sorabildim. Çok ağır bir hak ihlali. O bakımdan bunları yaşamışken ve bugün de yine sabah gelip gelmeyeceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu ne yazık ki. Sabahleyin ben kendim ısrarla, böyle saat 8.45 gibi sordum 'ne olacak?' diye. 'Bugün bir sorun yok' diye bilgi verildi. Geldim ve ne yazık ki avukatın da kesilişini burada izledim.

Bu manada bir 'suç örgütü lideri' diye tariflendiğim, bana göre asrın hukuksuzluğu iftirasının yüklü olduğu bir iddianamede, beni bu kürsüde sizin daha önce '9 Temmuz'da bitireceğim, bu konuda kararlıyım' dediğiniz noktada, yaklaşık 10 saatlik, 11 saatlik zaman diliminin, verimli zaman diliminin kaldığı bir atmosferde, beni kürsüye çağırıp 'sorgunuza başlayın' dediğinizde şunu bilmem lazım, şöyle bir program; Sonuçta ben de burada sizin yönettiğiniz mahkemede deneyimliyorum sayın başkan. Benim savunmam bitecek; Ki benim ihlale uğrayan hem Fatih Keleş'in hem Murat Ongun'un avukatların da sözünü dinlemesi, dinlenmesinin, tamamlanmasının buradaki hak ihlallerimin giderilmesi ve gerçekten bu mahkemede, bütün Türkiye'nin de dünyanın da izlediği bu mahkemede, adil bir işlem yapılıyor hissinin kamuoyuna verilmesi adına bu sorumluluk olarak görüyorum. Onların da avukatlarının sözünün tamamladığı bir noktada, benim kendi savunmam bitecek. Üç avukatımın savunması bitecek. Ondan önce sizlerin soruları var, sanık arkadaşlarımın doğal olarak bana soracağı belki, her birinin soracağı sorular vardır, aklına gelen... Benim onlara nasıl soruyorsam belki onların da soracağı. Artı, avukatların soracağı sorular var, bunlar bitecek. Bir de yarın, doğal olarak siz ara karar için mütalaa isteyeceksiniz iddia makamından ve sonra ara vereceksiniz, sonra karar açıklayacaksınız. Bunlara baktığımda, yukarıdan aşağı topladığımda ve ettiğimde, sayın başkan, sayın heyet, 6-7 saatlik bir süre kalıyor. Eğer sizin bu kararınız net ise, bu takvim değişmez diyorsanız, benim burada bir sorguya tabi tutulmam diye bir şey gerçekten düşünülemez.

Bakınız, bir iki örnek vereyim size; Komşuluk yaptım, Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ, sadece Cumhurbaşkanı'na hakaretten dolayı tam gün savunma yaptı, hiç kesilmedi. Sevgili Demirtaş, sevgili Selahattin Demirtaş yani ağır bir hukuksuzluğa maruz bırakılıyor ve ne yazık ki serbest bırakılmıyor Edirne'de. 14 gün kesilmeden Selahattin Demirtaş, Sayın Selahattin Demirtaş savunma yaptı, 14 gün kesilmeden. Ve malum muhatap olduğu tekil konulardı ve o konu üzerinden tabii ki siyasi içerikli bir savunma yaptı. Bu dava, tam 143 eylem, 109 tutuklu arkadaş ve 400’ün üzerinde bu işten mesul tutulan insanların olduğu bir dosyada... Artı ilişkili ya da ilintili 20’nin üzerinde dosyası olan biriyim. Daha evvelsi gün casusluk davasındaydım. Burayla ilişkili. Diploma davası da vardı... 19 Mart’tan bir gün önce diplomam iptal edildi ve sahtecilik davası açıldı. Buna benzer 20 dava... Söyleyeceklerim elbette bununla kısıtlı değil. Ancak siz eğer 9’unda netiz bazı itirazlarımı beyan etmek istiyorum. Başka bir düşünceniz varsa duymak hakkımdır diye düşünüyorum.

Mahkeme Başkanı: 2 aydır bunu deklare ediyoruz. Bu kadar uzamasında sizin ve avukatların da katkısının olduğu fikrindeyiz. Programda bir değişiklik yapmayacağız. Savunma yapıp yapmamak sizin takdiriniz. Yapmazsanız susma hakkını kullandı diyerek celseyi kapatabiliriz.

İmamoğlu: Susma hakkımı kullanmıyorum. Beni susturacak biri yok.

Mahkeme Başkanı: Kullanmıyorsanız kimlik tespiti yapalım savunmanıza geçelim.

İmamoğlu: Sanıklara soru sormak için söz aldığımda, 2-3-5 dakikalık kısa açıklamalarla soru sormaya yöneldiğimde defalarca ‘Ekrem Bey bunu kendi savunmanızda uzun uzun anlatırsınız’ diyerek şerh koydunuz. Ağır bir hak ihlaline gidiyor bu iş. Burada bazen 5 eylemi bir saat dinlediniz, bazen bir eylemi saatlerce dinlediniz. İnsanlar da sizi bu yüzden takdir etti. Şimdi gelip 2 bin 500 yılla yargılanan İmaoğlu’nu kısıtlamak size, kürsünüze, Türk yargısına zarar verir. Açık söyleyeyim, size verdiği zarar umrumda değil ama Türk yargısı zarar görür. Hem kendinizi hem heyetinizi düşünerek siyasi olarak sorumlu olanları dahi düşünerek, Türkiye'nin yargısını düşünerek karar vermeniz gerekir.

14:25 | DURUŞMA YENİDEN BAŞLADI

Duruşmaya verilen ara sona erdi. Tutuklu isimler yoğun alkış ve tezahürat desteğiyle duruşma salonuna getirildi.

Son olarak Ekrem İmamoğlu da "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganlarıyla salona geldi.

Babası Hasan İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da tutuksuz sanıklara ayrılan kısımdaki yerini aldı.

13:41 | CHP LİDERİ ÖZEL SİLİVRİ'DE: ''ADALET BEKLİYORUZ''

CHP lideri Özgür Özel, İBB davasında Ekrem İmamoğlu'nun yapacağı savunma öncesi Silivri'ye geldi.

Özel'den gazetecinin ''Ne bekliyorsunuz?'' sorusuna "Adalet bekliyoruz'' yanıtını verdi.

Duruşma arasında Özgür Özel, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, CHP'nin Seçilmiş İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu bir araya geldi.

Image

12:55 - İLK ARA VERİLDİ, SIRA İMAMOĞLU'NDA

Keleş'in avukatı Nergiz İnce'nin ardından diğer avukatı Baran Kaya, 5 dakikalık kısa bir savunma yaptı ve Keleş'in savunması tamamlandı. Verilen aradan sonra Ekrem İmamoğlu savunmasına başlayacak. Aradan sonra Ekrem İmamoğlu savunmasına başlayacak. İmamoğlu araya çıkarken "Aradan sonra buradayız. Bakalım ne olacak.." diyerek salondan ayrıldı.

"ÇAY SOHBETİNE GELSE BURADA OLMAZDI"

Savunmasının büyük bölümünde etkin pişmanlıkçılarla ilgili konuşan İnce, Mahkeme Başkanı'na hitap ederek "Bugüne kadarki tutukluluk incelemeleri kapsamında, tahliyeler konusunda çok cömert değilsiniz, ara celselerinde bunu gördük. Tahliye, çok yaşamsal bir şey. İnsanların hayatlarının devamı bakımından, aileleri bakımından, çocukları bakımından yaşam çok kıymetli bir şey. Kısa bir şey, sonu olan bir şey. Faili müdürler açısından aslında durum böyle. İçerideki bu zaman dilimi buradaki herkesin kendi hayatından, ailesinin hayatından da kaçırılan bir zaman" diye konuştu.

"Sürem kısıtlandığı için eylemlere giremedim; Ek savunma yaparak eylemleri anlatacağım" diyen İnce, şöyle devam etti:

"Müvekkilim özelinde aşırı bir cezalandırma olduğu açık. Savcılık intikam alıyor. Savcıyla çay sohbeti teklifine karşılık verseydi, itirafçı olsaydı bugün burada olmazdı."

Konuşmasının sonunda, Keleş’in avukatları olarak savunmalarını istedikleri gibi yapamadıklarını bir kez daha hatırlatan İnce, savunmasını şu ifadelerle sonlandırdı:

"Fatih Bey çok onurlu bir insan. Müvekkilimle de bir bağ var aramızda. Biz avukatlar olarak kendisinden razıyız. Bugün savunmamızı yapamadık, inşallah siz de bizden razısınızdır. Yürüyecek yolumuz var."

İnce’nin savunmasının ardından Keleş’in diğer avukatı Baran Kaya, 5 dakikalık kısa bir savunma yaptı: Kaya, kısa savunmasında şu ifadeleri kullandı:

"Müvekkilim 137 eylemden suçlanıyor, cezalandırılması isteniyor. Dün, kendi savunmasını yaptı. Soru-cevap kısmını çıkartırsak, meslektaşımın savunması 2 saat sürdü. Eylemleri tek tek tartıştık. Kalan eylemler de bende idi. Ancak şu ana kadar verdiğiniz süre bakımından bir hesap yaptığımızda, yaklaşık 3 dakika kadar falan vakit düşüyor. Bu dosyanın en çok suçlanan ikinci sanığı. İkinci sanığı bir dinlememe, onun savunmasını dinlememe arzusu olduğunu düşünüyorum heyetinizde. Dün duruşmanın sonuna doğru söylemiştim. Bizim savunmamızın sonunda, heyetinizin bu durumunun değişeceğini düşünüyorum. Tahliye olacağını düşünüyorum. Beraat edeceğini düşünüyorum. Ancak heyetiniz belli ki böyle düşünmüyor. Dolayısıyla dinlemeye gerek duymuyor. Biz bunu açıkça adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, müvekkilimin adil yargılanmadığını, bu böyle algıladığımızı bu durumu açıkça belirtmek isterim. Savunma hakkımızın açıkça ihlal edildiğini, savunmasının kesildiğini, eylemler bakımından 1-2 dakika, 3 dakika gibi sürelerle sınırlanmamızı tutanağa geçirtmek isterim söyleyeceklerim bu kadar."

12:10 - MAHKEME BAŞKANI'NDAN SÜRE UYARISI

İnce savunmasına devam ederken araya giren Mahkeme Başkanı, Keleş’in diğer avukatı Baran Kaya’nın ve ardından İmamoğlu’nun savunmasının uygun sürede başlayabilmesi açısından İnce’nin savunmasını saat 13:00 itibariyle tamamlamasını istedi. Durumu eleştiren İnce, savunmasının henüz yüzde 60’ını tamamladığını belirterek savunma hakkının kısıtlandığını belirten bir beyan vererek duruşma zaptına geçirilmesini istedi.

11:00 - KELEŞ’İN AVUKAT SAVUNMASI DEVAM EDİYOR

Fatih Keleş’in avukatı Nergiz İnce, dün yarım kalan savunmasına, Leonard Cohen'in şarkısına atıfta bulunarak devam etti. İnce, "Herkes biliyor geminin su aldığını, herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini, ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu, Biz de biliyoruz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı neden örgütlü suçları dosyaya koydu" dedi.

Avukat Nergiz İnce, "Fatih Keleş'in Ekrem İmamoğlu'nun kasası olduğu" iddiasına değindi. İnce, iddianamede Keleş'i İmamoğlu'nun kasası, örgütün kasası, bazen de kasalardan biri olduğunun iddia edildiğini, bu konuda sürekli bir değişim olduğunu belirtti.

Avukat İnce, Keleş’in "suçlu olduğunun herkes tarafından bilindiğine" dair soyut bir söylem olduğuna dikkat çekti. İnce, "O halde bu 'herkes' isimli şahıs ya da 'herkesler'den oluşanların tespit edilerek mahkemeniz huzurunda tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz. Bu 'herkes'in dedikoduları, soyut beyanları ile müvekkilim kasa olarak değerlendiriliyorsa, ben de başka bir 'herkes'ten bahsedeyim. Milyonlarca 'herkes' tarafından bilinen, bu dosyanın siyasi ve kumpas olduğuna dair görüş var... Bu da dosyaya dahil edilsin" dedi.

İnce devamında, 19 Mart 2025’teki operasyonlardan sonra İmamoğlu'nun konutundaki güvenlik kameralarının alınması talimatının Fatih Keleş tarafından verildiği iddiası içinse "Görüntülerde müvekkilim yok. Atılı suç tarihinde cezaevindeydi" diye konuştu.

İddianamede CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan sonra en fazla eylemle suçlanan kişi olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş dün savunmasını tamamladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.