İBB Davası'nda 74. gün... Murat Kapki kürsüde
İBB Davası'nda tutuklu isimlerin tahliye talepleri sürüyor. Perşembe günü Ekrem İmamoğlu’nun tahliye talebinde bulunacağı konuşmanın ardından mahkeme heyetinin tahliyelere ilişkin ara karar açıklaması bekleniyor. İşte bugünkü duruşmada anbean yaşananlar...
SEÇİLMİŞ İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda 74. gününde devam ediyor.
Davada bu hafta, tutuklu sanıklar tahliye talebinde bulunuyor.
DÜN NELER YAŞANDI?
Dün, İmamoğlu'nun kampanya danışmanı Necati Özkan ve avukatı Mehmet Pehlivan'ın tahliye talebi alınırken; perşembe günü ise İmamoğlu’nun son sırada söz almasıyla tahliyeye ilişkin beyanların tamamlanması ve mahkeme heyetinin tahliyelere ilişkin ara karar vermesi öngörülüyor.
İşte bugünkü duruşmada anbean yaşananlar...
17.30 | "KOĞUŞTA AĞLAYACAK YER BİLE YOK"
Verilen aranın ardından iş insanı ve mimar Kahraman Yeşilyurt kürsüye geldi.
İlk celsede yaptığı savunmada yoğun sağlık sorunlarından bahseden Yeşilyurt, siyasetle hiçbir ilgisinin olmadığını, yıllardır kendi emeğiyle çalışan bir mimar olduğunu belirterek hakkındaki suçlamaların somut karşılığı bulunmadığını söyledi. Dosyada birlikte anıldığı kişilerin önemli bölümünü cezaevinde tanıdığını ifade eden Yeşilyurt, "Bazen kendi kendime ‘Ben gerçekten ne yaptım da hâlâ buradayım?’ diye soruyorum ve buna cevap bulamıyorum" diye konuştu.
"Açıklayamayacağım şeyler yapsaydım korkardım. Korkmadım. Kaçmak isteseydim dönmezdim" diyen Yeşilyurt, mahkemenin uygun göreceği her türlü adli kontrol tedbirine uymaya hazır olduğunu belirtti. Bir yılı aşkın süredir işinin başında olmadığını ancak çalışanlarını işten çıkarmadığını da söyleyen Yeşilyurt, yıllardır beraber çalıştığı insanların ailelerini ve geçimlerini düşündüğünü ifade ederek tahliye edilmesi halinde hem işinin hem çalışanlarının geleceği açısından sorumluluklarını yerine getirmek istediğini söyledi.
Ailesinden ayrı kalmasının kendisini en çok yoran konu olduğunu belirten Yeşilyurt, oğlunun liseye başladığı gün yanında olamadığını, üniversite için Hollanda’ya giden kızını ise cezaevindeki açık görüşte uğurladığını anlattı. Kızıyla yalnızca 30 saniye sarılabildiğini söyleyen Yeşilyurt, cezaevi koşullarını, "Cezaevi 180 metrekarelik bir yer. 70 kişi yaşıyoruz koğuşta, ağlayacak yer yok. İnsanın gerçekten ağlamaya ihtiyacı var, gözünün yaşını dökmeye ihtiyacı var; inanın yer yok" sözleriyle anlattı. Annesinin de yaklaşık 10 aydır neredeyse hiç evden çıkmadığını belirten Yeşilyurt, "Lütfen beni yalnızca dosyada yazan bir isim olarak değil; Mesleği, emeği, annesi, eşi, çalışanları ve kendisini bekleyen iki çocuğu olan bir insan olarak da görün" sözleriyle tahliyesini istedi.
16.30 | DURUŞMAYA İKİNCİ ARA
Sütlaş'ın tahliye talebinin ardından duruşmaya ikinci ara verildi. Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken izleyicilere "Beni net gören el kaldırsın" diye seslenirken izleyicilerin tamamı el kaldırarak cevap verdi.
15.45 | REKLAMCI ÖMÜR YILMAZ: "TAHLİYE OLANLARDAN DAHA AĞIR HANGİ SUÇUM VAR?"
Serkan Öztürk'ün ardından sanık kürsüsüne reklam şirketi sahibi Ömür Yılmaz çıktı.
Yılmaz, hakkında beyanda bulunan Deniz Dörtyol’un kendisini tanımadığını, şirketinin sahibinin kim olduğunu dahi bilmediğini ve iddialarını destekleyen somut delil bulunmadığını söyledi. Dörtyol’un 2024’te ofisine 21 farklı tarihte toplam 111 milyon 914 bin lira nakit gönderildiği iddiasını reddeden Yılmaz, o yıl Kültür A.Ş. ihalelerine 8 kez teklif verdiğini ancak hiçbirini kazanamadığını belirtti. "Beni tanımayan, şirketimin sahibinin kim olduğunu bilmeyen, benim kamu işi yapmadığım bir yılı tarif eden, tek bir belge sunamayan bir kişinin beyanı yüzünden 17 aydır tutukluyum. Bana isnat edilen eylemlerde herhangi bir zarar tespiti yok" dedi.
Yaklaşık 520 gündür tutuklu olduğunu belirten Yılmaz, babasının vefat ettiğini, annesinin ise kendisini görebilmek için 11 ay Bandırma’ya, son dönemde de Silivri’ye gelmek zorunda kaldığını anlattı. "Kendim için üzülüyorum ama annem için ayrı üzülüyorum" diyen Yılmaz, hakkındaki yakalama kararını öğrendiğinde kaçmadığını, aksine karakola giderek teslim olduğunu söyledi. Tahliye olan sanıkları da takip ettiğini belirten Yılmaz, "Benim tahliye olanlardan daha ağır, daha farklı ne suçum var? Gerçekten bilmiyorum ve bulamıyorum. Tek istediğim artık özgür bir nefes alabilmek" diyerek tahliyesini istedi.
Daha sonra tutuklu iş insanı Ahmet Köksal'ın avukatı Duygu Eroğlu müvekkili için tahliye talebinde bulundu.
"Savcılıkta ve başka mahkemeler huzurunda birbirinden farklı ifadeler veren isimler var" diyen Eroğlu, "Huzurda tespit ettiğim müvekkilim ve sanıklar hakkında görülen soruşturma, başından aşağı eksik, hatalı ve kıyasa varan yorumlardan ibarettir. Maalesef bu durum iddianameye de sirayet etmiş ve iddianame yeterli şüphe dahi içermemesine rağmen bu davanın yol haritası olmuştur. O yüzden bu davanın yol haritasında ciddi sıkıntılar var" ifadelerini kullandı.
Kendisi gibi iş insanı olan kardeşi Hüseyin Köksal'ın avukatı Baver Kaya ise "Müvekkilimin yargılandığı suç Asliye Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giriyor ve bu nedenle 12 aylık azami tutukluluk süresi uygulanıyor. Zorunlu hallerde tutukluluk süresinin uzatıldığına dair dosyada bir belge göremedim. Herhalükarda 19 Eylül'de azami tutukluluk süresi dolacak ve tutukluluğu hukuksuz hale gelecek" diye konuştu. Köksal'ın bir diğer avukatı Burak İnce ise mahkeme heyetine seslenerek "Hüseyin Köksal'ı cezaevinde tutarken yandaş basının etkisinde kalmış olabilir misiniz?" ifadelerini kullandı.
"ŞİRKETİM TAMAMEN BANA AİTTİR, PARAVAN DEĞİLDİR"
Sonrasında kürsüye, tutuklu iş insanı ve reklamcı Mustafa Nihat Sütlaş geldi.
Şirketinin paravan bir firma olduğuna yönelik iddialarla suçlanan Sütlaş, "Şirketim gerçek bir firmadır, paravan bir firma değildir. Bugüne kadar onlarca kişi şirketimde çalışmıştır. Bu yönde de gerekirse sigortadan kayıtlar istenebilir, şirkette bugüne kadar kaç kişinin çalıştığı tespit edilebilir" dedi.
Sütlaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugüne kadar katıldığım ihalelerin hiçbirinde fesat yapmadım, fesata yardımcı olmadım, hiçbir kurumu dolandırmadım. Zaten gördüğümüz kadarıyla İBB ve kamu tarafı da mahkemenize zarar olmadığına, dolandırılmadığına, kendisinin bir alacağının, vereceğinin olmadığı şeklinde de yazıyla bir belge göndermiştir. Bu sebeple kamunun zararına hiçbir işim olmamıştır. Benim CHP ile de hiçbir ilişkim yok. Üyesi değilim, etkinliklerinde, açılışlarında bulunmadım. CHP'nin ele geçirilmesiyle ilgili ne alakam olabilir?"
15.00 | TAHLİYE TALEPLERİ SÜRÜYOR
Sepetçi ve avukatının tahliye talebinin ardından Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı'nın avukatı Yeliz Karademir söz aldı.
"MEVCUT DURUMU İDRAK EDEMEDİM, HEM ANLAMADIM HEM DE ANLAŞILAMADIM"
Daha sonra reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliye talebine geçildi.
"1,5 yıldır tutuklu bulunuyorum ve bu süreç içinde kendimi ifade edebilmek için çırpındım. 1,5 yıldır neden hapiste olduğumu anlayabilmek için çabaladım. Hakkımda somut tek bir delil yok" diyen Öztürk, sürecin ailesini ve kendisini yıprattığını söyledi.
Beyoğlu Belediyesi ile ilgili iddialarda yer alan 3K firmasıyla ilgili konuşan Öztürk, "Ben 3K adına hiçbir ihaleye girmedim. Hiçbir reklam sözleşmesi imzalamadım. Hiçbir faturalaşma işleminden haberim yok, bihaberim. 3K'nın aldığı herhangi bir işle ilgili, herhangi bir ihaleyle ilgili hiçbir dâhilim olmadı" ifadelerini kullandı. Öztürk, suçlandığı diğer eyleme ilişkin ise "Bir de hakkımda 2006 reklam şirketiyle ilgili bir isnat var. Bununla ilgili savunmamda da başkanım bir şey söyleyememiştim çünkü eylemi de bilmiyorum. 6-7 yıl önce ayrıldığım bir şirkette bu eylemden hiçbir haberim yok" diye konuştu.
Çocuk yaşlardan beri CHP üyesi olduğunu ve tahliye olduğu takdirde siyaset yapmaya devam edeceğini belirten Öztürk, "Artık sağlık sorunlarım için ameliyat olmam gerekiyor. Ailecek bu süre içerisinde çok büyük sıkıntılar çektik ve bu sıkıntıları çekmeye de devam ediyoruz. Bu süre içerisinde yaşadığım en büyük sıkıntılardan biri, mevcut durumu idrak etmeye çalışmak, anlamak ve de anlaşılamamak" dedi.
14.30 | MUHASEBECİ SİNAN SEPETÇİ: "BURADA BULUNMASI EN ABES KİŞİLERDEN BİRİYİM AMA ARTIK YETER"
Aranın ardından Murat Kapki'nin muhasebecisi Sinan Sepetçi tahliye talebinde bulundu.
"Bir maaşla çalışan bir muhasebecinin burada ne işi var. Bir muhasebeci ne yapmış olabilir?" diyen Sepetçi, "Ben sadece iki evladın babası, eşimin yoldaşı ve sıradan, standart, vasat, bir maaşla çalışan bir muhasebeciyim. Ve burada olması, yani hala burada bulunması en abes kişilerden biriyim. Hiçbir şirkette imza yetkim yok. Bir makamım yok. Bir katım yok. Bir payım yok. 16 aydır bir işim ve maaşım da yok" ifadelerini kullandı.
Kendisinin şirket çalışanı, hakkında beyanda bulunan kişilerin ise şirket sahibi olduğunu belirten Sepetçi "Bu kişilerin hiçbir beyanları, şirketleri bu dosyayla alakalı değil. Benimle alakalı değil, belediyeyle alakalı değil. Ben zaten bildiğim şeyleri söylüyorum ama kusura bakmayın. Ben bugün son kez vicdanınıza seslenmek istiyorum" diye konuştu.
Savunmasında ailesinin yaşadığı zorluklara da dikkat çeken Sepetçi, eşinin önce ayağının, ardından elinin kırıldığını ve taşınma sürecini iki çocuğuyla birlikte tek başına yürütmek zorunda kaldığını anlattı.
"Bu kadın o platinli eliyle, bir başına, tek başına iki evladına yemek mi hazırlayacak? İki evladına banyo mu yaptıracak? İki evladına mı bakacak? O kırık eliyle taşınma için eşyaları mı hazırlayacak?" diye soran Sepetçi, 5 yaşındaki kızının okulu ve 2 yaşındaki oğluyla da eşinin ilgilenmek zorunda olduğunu söyledi.
Çocuklarının kendisini cezaevinde camın arkasından görmesinin yarattığı duygusal yükü anlatan Sepetçi, "16 aydır kapalı görüşlerde oğlumun, kızımın dikkatini çekebilmek için hareketler yapıyorum. Bir hayvanat bahçesindeki hayvanlar gibi. O çocukların ilgisini çekebilmek için, güldürebilmek için, bir tebessüm edebilmeleri için garip garip hareketler yapıyorum camın arkasında. Ben sizden ayrıcalık istemiyorum. Ben sadece hakkımı, hakkım olan tahliyemi sağlamanızı istiyorum. Artık yeter. Gerçekten artık yeter" dedi.
Sepetçi'nin avukatı İbrahim Burak Eskici ise müvekkilinin tutukluluk süresini eleştirerek "Geçen hafta bazı tutuksuz sanıklar davete rağmen gelmedi. Bu kişiler müvekkilimin ve diğer sanıkların tutukluluk hallerini uzatıyor. Üstelik bu kişiler, müvekkilimden daha çok suçla yargılanıyorlar" diye konuştu.
13.15 | İLK ARA VERİLDİ, İMAMOĞLU AİLELERİ SELAMLADI
Ardından ilk duruşmadaki savunmasında, verdiği etkin pişmanlık ifadelerini ailesiyle tehdit edildiği için zorla verdiğini açıklayan reklamcı Vedat Şahin'in avukatı Muhittin Arık tahliye talebinde bulundu.
Arık'ın beyanlarının ardından duruşmaya ilk ara verildi. Ekrem İmamoğlu, salondan ayrılırken izleyici kısmına seslenerek "Tüm aileleri sevgiyle kucaklıyorum, öpüyorum hepinizi, hoş geldiniz. İnşallah güzel haberler alırız" diye konuştu.
12.30 | KÜRSÜDE FENALAŞTI: "ÖLMEMİ Mİ BEKLİYORSUNUZ?"
Murat Kapki'nin ardından kendisi gibi tutuklu olan Serhat Kapki'nin avukatı Rıfat Buğra Özdoğan tahliye talebinde bulundu.
Ardından sanık kürsüsüne reklam ajansı sahibi Şeyhmus Sarıboğa geldi.
Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Sarıboğa, "İBB ile hiçbir alakam yok. Şirket açmak suç mu? Hep emekçi mi kalalım? Benim işlediğim suçum şirket maaşları mı, şirket mi devralmışım? Hiçbir ticari hayatım da olmadı. Hep çalışan birisiyim" dedi.
Tip 1 diyabet (şeker hastalığı) olduğunu belirten Sarıboğa, 15 aydır kaldığı cezaevinde günde üç doz insülin iğnesi vurulduğunu ancak koğuşundaki buzdolabı sıkıntısından dolayı soğuk tutulması gereken iğnelerinin sayısını azaltmak zorunda kaldığını söyledi.
Yoğun sağlık sorunları yaşadığını belirten Sarıboğa, "Burada kızlarımın iki doğum gününü kaçırdım. 15 aydır saçımı kesmedim. Saygısızlık ettiğimden değil ama kızım bana toka takma hayali kurduğu için kesmedim. Yani ne aile birliğimiz kaldı, ne mahremimiz kaldı. Her şeyi burada söylemek ne ayıp bir şey. Burada kendimi acındırmak için söylemiyorum bunları sayın başkanım, ölmemi mi bekliyorsunuz? Artık kaldıramıyorum. Bedenen bittim. Ciddi derecede artık kaldıramıyorum. Yani ne sağlık olarak ne psikolojik olarak kaldırabiliyorum" ifadelerini kullandı.
Sarıboğa, tahliye talebinin sonunda gözyaşlarını tutamadı.
Fenalaşarak tahliye talebini zorlukla tamamlayan Sarıboğa, ardından bir tutuklunun yardımıyla aşağı indirildi. Şeker hastalığı nedeniyle konuşmaya devam edemediğini söyleyen Sarıboğa, daha sonra jandarma eşliğinde salondan çıkarıldı.
12.00 | MURAT KAPKİ KÜRSÜDE: "SAVCILARIN YÖNLENDİRMESİYLE İTİRAFÇI OLDUM"
Daha sonra kürsüye reklamcı Murat Kapki geldi.
Tahliye talebinde daha önce etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeleri geri çektiğini belirten Kapki, "Savcıların yönlendirmesiyle itirafçı oldum. Daha önce etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri geri çekiyorum" dedi.
Hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasına da değinen Kapki, kendisine isnat edilen örgütün amaçlarından birinin Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanmasını sağlamak olduğunu belirterek, bunun aksine 2018, 2019 ve 2024 seçimlerinde işlettiği reklam mecralarını AKP ve adaylarına seçim kampanyaları için ücretsiz kullandırdığını söyledi.
"BİNALİ YILDIRIM'IN AFİŞLERİNİ BEN ASTIRDIM"
2019 seçimlerinin ardından İstanbul’da asılan "Teşekkürler İstanbul" afişlerine de değinen Kapki, "Ben nasıl bir örgüt üyesiyim ki Ekrem İmamoğlu'na karşı savaşıyorum! 2019'da seçim kaybedildikten sonra 'Teşekkürler İstanbul' diye afişler asıldı. O benim panolarımdı. Ben CHP'li de değilim. Herkes bunu biliyor. En çok da AK Parti yöneticileri bunu bilir" ifadelerini kullandı.

Kapki, seçim sonrasında AKP İstanbul İl Başkanlığı’na da davet edildiğini belirterek, burada kendisine "Nasıl yardımcı olabiliriz sana? Sen bize çok yardımcı oldun" denildiğini aktardı.
Murat Ongun’un kendisinin yöneticisi olduğu yönündeki suçlamayı da reddeden Kapki, aralarındaki ilişkiyi "Biz kedi köpek gibiyiz. Nasıl yöneticim olabilir?" sözleriyle anlattı.
Hakkındaki rüşvet suçlamasına da tepki gösteren Kapki, "Tutukluluğumun neden devam ettiğini öğrenmek istiyorum. Ben rüşvetten tutuklandım ama iddianamede rüşvet suçu yok" dedi.
Kapki ayrıca, suça yardım ettiğini kanıtlayabileceğini ancak savcılığın bunun aksini ortaya koyup koyamayacağını sorgulayarak, "Ben suça yardım etmediğimi ispatlayabilirim ama sizin tam aksini ispatlamanız mümkün müdür?" diye konuştu.
Kapki, operasyonu önceden öğrendiği yönündeki iddialara ilişkin ise Adalet Bakanı’nın açıklamalarına atıfta bulundu. Operasyonu İsmail Kaan’dan öğrendiğini, o sırada ABD’de bulunduğunu söyleyen Kapki, "Hiçbir suç işlemediğim için geri döndüm" ifadelerini kullandı.
"NEDEN BUNLARI YAŞATIYORLAR?"
Tutuklanmasının ardından malvarlığı, sağlık ve aile konularında çok sayıda sorun yaşadığını belirten Kapki, tahliye talebini şu sözlerle tamamladı:
"Sağlık açısından da iyi durumda değilim. Bunu belgeleriyle, doktor raporlarıyla, ameliyat olmam gerektiğini size defalarca yazdım ama hiçbir sonuç alamıyoruz. Yani ailem zor durumda, ben zor durumdayım. 18 ay oldu. Benim 3,5 yaşında bir kızım var. 2 yaşındayken ben buraya girdim, şu an 3,5 yaşında.
Dün eşimle aile görüşüm vardı, kapalı görüşüm. Bana bir şey anlattı: Kızım parktan eve gelirken arkadaşlarının ailesi almış, anne ve babası. 3,5 yaşındaki kız bir anda arkadaşının babasına dönerek, 'Benim de babam var ama o şu an polislerin yanında' demiş. Neden biz bunları yaşıyoruz ya? Neden yaşatıyorsunuz? Neden yaşatıyorlar?"
11.30 | SERDAL TAŞKIN: "13 AY GÖREV YAPTIM 18 AYDIR TUTUKLUYUM"
Bugünkü duruşmada ilk sözü Kültür A.Ş. eski Genel Müdürü Serdal Taşkın aldı.
Kendisine suçlama konusu yapılan ihalelerde 2014 yılından beri aynı yöntemler kullanıldığını ve Sayıştay denetimlerinde herhangi bir sorun görülmediğini aktaran Taşkın "İtirafçı sanıklardan Umut Şenol'un beni suçladığı metrobüs ihalesi 2022'de düzenlendi, o tarihte emekliydim. Eyüp Subaşı'nın hakkımdaki iddialarına gelince: Bakıma muhtaç oğlunu ve eşini düşünerek böyle bir beyan vermiştir. Belirttiği tarihlerde ben Kültür A.Ş.'de değildim" diye konuştu.
Kültür A.Ş.'de toplam görev süresinin 13 ay olduğunu ancak bu görevinden dolayı 18 ay tutuklu olduğunu belirten Taşkın, "2020 yılının son aylarında tutuklanana kadar Erzincan'da çiftçilik yapıyordum. 18 aydır babam, evime ve hayvanlarıma elinden geldiğince bakmaktadır. Ancak maalesef iki yıldır arazimizi ekip biçemiyoruz. Ailemden ve kızımdan uzağım. Benim aileme ve büyüklerime bakmam gerekirken onların benim için mücadele etmek zorunda kalması beni çok üzüyor. Önce tahliyemi sonra beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.





