Nasıl yani!

Bilgisayarımın başında fazlaca vakit geçirdiğimi düşünerek 23 Aralık cuma günü öğleden sonra biraz hava almak için kendimi Çankırı sokaklarına attım.

Aslında bu son 3 yıldır fazlaca yaptığım, çok da tuhaf bir durum değildi. Hava kapalı ve çok inceden yağmur çiseliyordu, benim için yürüyüş yapmak için çok uygun bir havaydı.

O saatlerde bina kaloriferleri henüz uyku konumunda olduğun ve çiseleyen yağmurun da etkisi ile hava temiz sayılırdı. Yolda karşılaştığım birkaç tanıdıkla merhabalaşmanın ardından yürüyüşümü tamamlayarak dönüş yolculuğunda artık Çankırı Lisesi önünde bulunan kavşağa yaklaşıyordum. Hoparlörden gelen rahat-haz rol komutlarına bakılırsa saat 15.30 dolaylarında olmalıydı ve Çankırı Lisesi öğrencileri hafta sonu tatili başlangıcı olması sebebi ile İstiklal Marşımız eşliğinde göndere al renkli bayrağımızı çekecek olmalılar diye düşünürken öğrencilerin hep bir ağızdan coşku ile İstiklal Marşımızı okuduklarını duyuyorum.

Evet, yanlış duymadınız İstiklal Marşımız okunuyor ve beraberinde şanlı Türk Bayrağı göndere çekiliyor. Hani her duyduğumuzda gözlerimizi dolduran dizelerde "Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü" diye şairin dizelerinde belirtilen şehit kanlarıyla yıkanmış bayrağımız. Olduğum yere mıhlanıyorum ve sevgili Çankırı Lisesi öğrencilerine yüksek sesle eşlik ediyorum. Sanırım buraya kadar her şey sizlere normal geliyordur. Hatta hepimiz böyle yaparız değil mi?

Kavşak oldukça kalabalık, hayatın koşuşturması içerisinde bir yerlere yetişmeye çalışan onca insan, hatta kalabalığın arasında okul kıran ya da erken çıkan öğrenciler bile var. Ama benim gibi sabitlenen insan sayısı iki elin parmakları kadar. Evet, yanlış duymadınız onca kalabalığa rağmen farklı noktalarda sabitlenen ancak 10 kişi kadarız. İşin daha da ilginç tarafı ise bizlere çarparak neden durduğumuzu kavramaya çalışarak yürümesine devam eden insanlar ve okul çağındaki çocuklarımız. Çok zamanlar görüp şahit olmuşumdur. Belediye hoparlöründen yapılan "merkeze bağlı ya da Yapraklı İlçesinin falanca köyünden vefat eden falanca…" ilanlarına kulak kabartan insanların durup ilanı can kulağı ile dinlemelerini. Fazla söze gerek var mı bilmiyorum yorumu sizlere bırakıyorum…

Son bir haftadır, Fransız ürünlerini protesto çağrısı neredeyse her ortamda yapılıyor. Daha önce de İsrail, Belçika gibi ülkeler için yapılmıştı. Benim düşünceme göre birçok olayda fikir ayrılıklarında bulunma ihtimalimiz olsa da söz konusu ülkemiz menfaatleri söz konusu olunca farklı düşüncelerdeki insanlarımızı birleştirmek anlamında çok güzel.

Güzel de nasıl protesto edeceğimiz konusunda tereddütteyim. Yani şimdi birimizde Fransız malı bir araç varsa bu araca binmeyecek mi? Ya da yeni bir Fransız aracı almak isteyenler bu isteklerini başka bir araç için mi kullanacaklar?

Hadi, yeni bir Fransız aracı almaktan vazgeçtiler diyelim peki şu anda trafikte olan  ve sayıları mevcut araçlar içinde küçümsenmeyecek kadar olan bu araçların yedek parça ihtiyaçları ne olacak? Bunu nasıl protesto edeceğiz, yani araç arıza yaparsa sırf protesto etmek için aracımızın onarımını yaptırmayacak mıyız?

Bir de hafta sonu Ankara'da şahit olduğum bir olay var ki gerçekten enteresan. Aracın arka camını kaplayan kocaman bir protestoya davet yazısı var ama araç ünlü bir Fransız markasına ait. Ben ülkemiz menfaatleri için halkımızın kenetlenmesine ve konu olan ülkenin protesto edilmesine karşı değilim, amacım polemik yaratmak ya da ayrımcılık yapmak gibi bir şey de değil, bunun sadece o ülkenin mallarını almayarak sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağını bilemeyenlerdenim. Yorumu sizlere bırakmak istiyorum.

Son olarak, bağımsızlığımızın simgelerinden olan İstiklal Marşımıza ve Bayrağımıza saygının sadece öğrencilerin okul başlangıcı ve okul bitiminde, bir de resmi törenlerde saygı duyulması gereken bir iş olmadığını, her duyduğumuzda ve gördüğümüzde hassasiyetle gerekli özen, saygı ve hep beraber eşlik edilmesini öğretemediğimiz ya da unutulmasına sebebiyet verdiğimiz bir durumda birlik ve beraberlik içinde bir protestoyu nasıl gerçekleştireceğimizi endişe ile merak edenlerdenim.

Sağlıklı, başarılı ve mutlu bir yıl dilerim.

Bu yazı toplam 1073 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.