• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara : -4 °C
  • İstanbul : 4 °C
  • İzmir : 5 °C
  • Çankırı : -5 °C
  • Antalya : 12 °C
  • Eskişehir : -3 °C

İllüzyon

Ömer Lütfi KANBUROĞLU

Politikanın temeli yalana dayalıdır.  Politikacılarla din adamları arasında fazla bir fark yoktur, her ikisi de cennetin anahtarlarını pazarlar. Onun içindir ki siyasi çıkarlarını dini motiflerle süsleyenler politikada daha çok başarılı olurlar.

Dünya var olduğu günden bu yana sürekli savaş var; çünkü insan çok ama kaynaklar yeterli değil. Kıt kaynaklar içinde halkı yönetmek haliyle özel bir siyaset sanatı gerektiriyor.

Siyaset sanatı, doğrusunu söylemek gerekirse, kısıtlı kaynakları kendi ve yandaşlarının cebine indirirken diğerlerinin eline cennetin anahtarını tutuşturabilme becerisidir.

Aç insanlar ellerinde “cennetin anahtarı” ile öbür dünyada huzuru bulmayı umut ederken, politikacılar bu dünyadaki cennetlerinde yaşamlarını sürdürürler.

Amerikan iç savaşı ile dünyanın geleceğini tamamen değiştiren Abraham Lincoln, “bazı insanları her zaman, herkesi bazen ama herkesi her zaman kandıramazsınız” diyerek yalansız politikanın olmayacağını, fakat bunun ebediyen süremeyeceğini önemle vurgulamıştır.

Yalan ebediyen sürer mi?

Sürmez. Elbette sürmez, fakat bunu politikacılara anlatmanız zordur. Onlar kendilerini dünyanın merkezinde ve vazgeçilmez insanlar olarak görürler. Dünya tarihi, çaresiz insanların cennetin anahtarlarını üst üste yığarak hazırladığı darağacında idam ettiği vazgeçilmez politikacılarla doludur.

Bir politikacının kaybetmeye başladığı gündür vazgeçilmez olduğunu düşündüğü gün…

Kimi beş ayda kaybeder, kimisi ellibeş ayda; ama sonunda hepsi kaybeder.

Kaybetmeye başladığını erken anlayan torunları ile beraber yaşlanma şansını kazanır, kaybettiğini fark edemeyen ise torunlarının büyüdüğünü dahi göremez. Böyledir vazgeçilmez insanların kaderi…

 

Her illüzyon gösterisi başlar ve biter. Bitmeyen illüzyon gösterisi yoktur, halkı sürekli illüzyon gösterisi ile yöneteceğini zanneden politikacılar şunu bilmelidir; bunu, dünyanın en büyük sihirbazları dahi başaramamıştır.

 

Aç insanlara sahnede şapkadan tavşan çıkarma numarası yaparsanız, insanların tiyatroyu ateşe verip şapkadan çıkardığınız tavşanı pişirip yemelerinden rahatsızlık duymamanız lazım.

 

Elbette herkesi memnun etmek mümkün değildir. Herkesi memnun etmeye çalışan insan başarısız olur. Önemli olan herkesi memnun etmek değil, adil ve dürüst kararlar verebilmektir. Hiçbir politikacı herkesi memnun edemez, kimse bunu başaramaz. Başardığı iddia edilenler ya çok kısa süre yönetmiş, ya da hiç iş başına gelmemiştir.

 

Kendi şahsi menfaatleri uğruna ülkenin uluslar arası menfaatlerini iç politika malzemesi yapanlar kısa sürede kitleleri galeyana getirerek istedikleri sonuçları elde edebilirler; fakat bu yöntem, başarı kazanmak için ruhunu şeytana satmaktır; bir kez evet derseniz sonra sonu gelmez.

 

Uluslararası ilişkiler politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir konudur. Onun için her ülkenin bu konuda karar alan ve uygulanmasından sorumlu birimleri vardır. Çünkü devletlerin hafızaları vardır, halk seçti diye bir kumaş veya sucuk tüccarının ülkenin geleceğini ipotek altına almasına müsaade edilmez.

Bir an seçime girdiğinizi ve halkın teveccühü ile iktidara geldiğinizi hayal edin. Mesela İran’ın nükleer silah programı ile ilgili karar vermeniz lazım veya Rusya’nın Ukrayna meselesi hakkında…

 

Ne yaparsınız?

 

Bilene soracaksınız değil mi?

 

Bu konudaki gelişmeleri, daha önce yaşananları, devletlerin karşılıklı anlaşmaları, taahhütlerini incelemeniz, araştırmanız gerekir.

Bunu yapacak zamanınız var mıdır, ülkenizin 50 yıllık geçmişini inceleyecek ve bu konuda daha önce neler yapıldığını tespit etmeniz mümkün mü?

Elbette hayır!

O zaman?

 

Hayatında muhasebecilik, esnaf ve tüccarlıktan başka bir iş yapmamış bir insanın “her şeyi ben bilirim, benden daha iyi bu işleri bilen yoktur, ben bunun dersini okutuyorum, ben yaşadığımız şehre 50 km. kaldırım yaptım” gibi gerekçelerle ülkeyi ateşe atmasını, bütün dünyaya düşman hale getirmesini hoş görmek mümkün müdür?

 

Elbette hayır…

 

Uygar ülkelerde politikacıların “canı ne isterse onu yapması” mümkün değildir.

Buna tevessül eden politikacılara medeni ülkelerdeki hukuk sistemi engel olur, ülke hukuk kuralları ile yönetilir.

Eğer ülke medeniyetten nasibini almamış, hukuk ve adalet sistemi çürümüş, yok olmuş, güç sahiplerinin canı ne istiyorsa yaptığı bir model ile yönetiliyorsa, o zaman bu ülkelerde kaçınılmaz sonuç iç savaştır.

İç savaş ve kaosa engel olmanın yolu illüzyon gösterisine son vermek, gerçekleri konuşmak ve hukuk sistemini egemen kılmaktan, insanlara eşit davranmaktan geçer.

Yoksa kaçınılmaz sonuç her ülke için aynıdır ve asla değişmez…

 

Bu yazı toplam 3657 defa okunmuştur.
UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
Yorumlar
Belma Sorgun
14 Ekim 2014 Salı 11:54
11:54
Hayat ateş pahası, çalışan insanlar ay sonunu zor getiriyor. Ne getirmesi? Ay sonu gelmiyor. Çocuklarıma okulda öğlen yemeği yiyecek harçlık veremiyorum. Oğlum öğlenleri birçok öğrencinin aç kaldığını bir simitle öğün geçiştirdiğini söylüyor. Bu mu sizin süper ülkeniz? Ben okumuş yazmış, üniversite mezunu meslek sahibi bir insanım. Ben geçinemiyorsam diğerleri ne yapsın? İnsanları açlığa mahkum edip bir de dünya lideriyim diye hikaye anlatıyorlar.
209.58.128.137
Adnan Turhal
10 Ekim 2014 Cuma 18:15
18:15
Politikanın özü yalan, dolan tamam anladık ama bu kadarını sülün osman bile yapmamıştır yeter artık yaa...
46.165.220.201
Kerem Orkun
10 Ekim 2014 Cuma 15:47
15:47
Hakikaten tam bir illüzyon. Ülkede ekonomi iflas etmiş durumda esnaf tüccar kan ağlıyor kimsenin cebinde para yok, herkes kredi ile ayakta kalmaya çalışıyor borçlar dağ gibi büyüdü en iyi meslek memurluk oldu ama sorsan TÜRKİYE çok iyi durumda. Tam bir masal.
78.170.131.33
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sözcü 18 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 539 871 23 98 | Haber Yazılımı: CM Bilişim