İBB davası 100. celse: İmamoğlu savunmasına üçüncü gününde devam ediyor
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB davası, 100'üncü gününde devam ediyor.
Seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanıklı İBB davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda görülen 100'üncü gününde devam ediyor.
Davanın ilk celsesinin son duruşma gününde savunmasını yapamadan duruşma salonundan çıkarılan ve susma hakkını kullandığını öne sürülen İmamoğlu, Çarşamba günü başladığı savunmasına bugün de devam ediyor.
İmamoğlu'nun savunmasını bugün tamamlaması, ardından çapraz sorgusu ve avukat savunmalarının başlaması bekleniyor.
Dün, İmamoğlu'nun savunmasından öne çıkanları okumak için - TIKLA
Bugün İYİ Parti Milletvekili Buğra Kavuncu, DEVA Partisi Milletvekili Sadullah Kısacık, Saadet Partisi Milletvekilleri Bülent Kaya ve Birol Aydın, DEM Parti Milletvekili İbrahim Akın ile Yeşil Sol Parti Genel Başkanı Ahmet Asena duruşmayı takip etmek için salonda bulunuyor.
İşte Silivri'de anbean yaşananlar...
12.00 | DURUŞMA BAŞLADI
Tutukluların ardından İmamoğlu da savunmasına devam etmek için alkışlarla salona geldi.
Savunmasının üçüncü gününde, İstanbul ve yakın illerdeki yağışlarda yaşanan can kayıplarına değinen İmamoğlu, “Her afet, sorumluluğumuzu bize hatırlatıyor. Devletin her kurumunun birlikte çalışmak, birlikte üretmek, senkronize bir biçimde halkına hizmet etme sorumluluğunu taşıması gerektiğini hatırlatmalı” diye konuştu.
İstanbul'da hayatını kaybedenler arasında 14 yaşındaki bir çocuk ile 32 yaşındaki bir gencin de bulunduğunu belirten İmamoğlu, ailelerine başsağlığı diledi. İmamoğlu ayrıca, Üsküdar Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin’in vefatı nedeniyle de başsağlığı mesajını iletti.
"ORTADA BİR YARGI SALDIRISI VAR"
Gültekin’in katılmak üzere yoldayken trafik kazası geçirdiği TBB başkanlığı seçimlerine değinen İmamoğlu, 2024'ten bu yana birliğin başkanının dördüncü kez seçildiğini belirterek “Burada bulunmamızın, yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin, muhalefeti baskı altına alma, hatta devlet dışı bırakma müdahalesinin tezahürü dün yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu. Türkiye'deki hükümet, yargı eliyle ‘Ben sizi görevinizden almak için her şeyi yapacağım’ diyor. Türkiye'deki muhalefet de ‘Ben sonuna kadar demokrasi adına, milli irade adına direneceğim’ diyor. Ortada bir yargı saldırısı var, karşısında da milli iradenin büyük bir dayanışması ve direnişi vardI” ifadelerini kullandı.
"BİZDE OLMAYAN DELİLLER ONLARDA VAR AMA 2.5 MİLYAR DEĞERİNDEKİ YOLSUZLUK DOSYALARI KAPATILDI"
Devamında AKP dönemine ilişkin yolsuzluk iddialarından bahsedeceğini İmamoğlu, basın mensuplarına seslenerek şu ifadeleri kullandı: “Özellikle yandaş basının iyi dinlemesini isterim. Bizimle ilgili iddialar ortaya atılıyor ve deniliyor ki şu oldu, bu oldu. Ne var? Beyan var. Ne var? Uydurma bilirkişi raporları var. 7 ay bitti. Şu ekranda bir tek delil, bir tek ses kaydı, bir tek somut belge hiçbir şekilde iddia makamıyla bize gösterilmedi. Ya da buraya gelen itirafçılar bir tek delil, bir tek somut bilgi, belgeyi bizimle paylaşmadılar. Sadece beyan, sadece dedikodu.”
İBB’de önceki döneme ilişkin denetimlerde belediye müfettişlerinin tespit ettikleri dosyalar bulunduğunu hatırlatarak 64 dosya için savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve 146 dosyanın da farklı kurum ve kuruluşlara bildirildiğini söyledi. İmamoğlu, “Bildirdiğimiz sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır” diye konuştu.
Bu dosyaların bir bölümüne İçişleri Bakanlığınca el konulduğunu belirten İmamoğlu,"“İçişleri Bakanlığı, tüm teamüllerine aykırı olarak daha önce hiç görülmemiş şekilde İBB müfettişlerimizce görülen dosyalara el koydu. Beni ve yol arkadaşlarımı da ifade ettiğim gibi hiçbir delil olmadan tutuklu yargılamaya devam ediyorlar" dedi.
"ASKERİ STRATEJİK ALAN DİYE GÖRÜNEN YER KAMULAŞTIRILIYOR"
"Mış, muş yok. Duymuştum, duydum yok. Beyan yok. Somut bilgi ve belge var" diyen İmamoğlu, İBB’nin 2016’da askeri stratejik alan niteliğindeki bir araziyi 13,5 milyon dolara kamulaştırdığını, 2021’de yapılan değerlemede arazinin değerinin 13 milyon 350 bin lira olarak belirlendiğini söyledi. İBB’nin kullanamayacağı bir arazi için yapılan alımda 11,5 milyon dolarlık kamu zararı oluştuğunu savunan İmamoğlu "İBB’nin askeri bir birliği yok. Öyle bir gücü, kuvveti, sorumluluğu yok. Askeri stratejik alan diye görünen yer kamulaştırılıyor" diye konuştu.
İmamoğlu, İBB iştiraki KİPTAŞ’ın 2016’da Bahçeşehir’deki bir arsayı 130 milyon liraya satın aldığını, araziyi dört gün önce 49,5 milyon liraya alan firmanın bu işlemden 81 milyon lira, o günün kuruyla yaklaşık 27 milyon dolar kazandığını öne sürdü. İmamoğlu, "Bir firma araziyi alıyor, sadece dört gün sonra neredeyse üç katına satıyor. Ve kime satıyor? İBB’ye" dedi.
İmamoğlu, Metal Yapı’nın 2011’de Fatih Belediyesi’nden 13 milyon dolara aldığı araziyi, imar planı değişikliklerinin ardından 2017’de İBB’ye 119 milyon dolara sattığını belirtirken 2021’de yapılan değerleme sonucunda alım bedeli ile piyasa değeri arasındaki farkın 106 milyon doları aştığını belirten İmamoğlu, arazinin yeniden eski imarına döndüğünü de ifade etti. Dosyaya ilişkin incelemeler sürerken İçişleri Bakanlığı’nın dosyaya el koyduğunu hatırlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Böyle bir soygun olamaz. Kamunun kasasından, milletin parasından 106 milyon dolar. İddia makamı 50 milyon dolar topladı, üst üste bir algı yaratmaya çalıştı. Ben burada kamunun kasasından 106 milyon doların milletin cebinden çalınmasını anlatıyorum."
"LİSTENİN ALTINDA 2,5 MİLYAR DOLAR YAZIYOR"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık sürecinde yaptığı yolsuzluk tanımını hatırlatan İmamoğlu, "Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım. Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Alın size devletin kasasından çatır çatır hem de öyle basit paralar değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Bu sadece 33 dosya" dedi.
ERDOĞAN’A AHTAPOTUN KOLLARI GÖNDERMESİ: "SOYULDUK EY HALKIM"
İşlem yapılmayan yolsuzluk dosyaları üzerinden AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce kullandığı "ahtapotun kolları" ifadesine gönderme yapan İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Söz konusu biz olunca yoktan var edilen yolsuzluk suçlaması ama AK Parti dönemi olunca tamamı somut delillere dayalı yolsuzluk dosyalarının yok olması, buharlaşması, İçişleri Bakanlığı'nın el koyması, efendime söyleyeyim savcılığın 'kovuşturmaya yer yok' demesi, bakanlığın 'Getir bakayım bunları ben inceleyeceğim' demesi.. Neye benziyor bu? Ahtapotun kolları. Ahtapotun kolu bu!
Ben demedim ahtapotun kolu! İlk kim dediğini hatırlıyorsunuz, değil mi? Daha biz tutuklanmadan Sayın Cumhurbaşkanı dedi 'ahtapotun kolları'. Ben bilmem ahtapotun kolları. Ahtapotun kolunu bir tek balık lokantalarında biliyorum. Var başka bir yerde bilmiyorum. Dünya alem biliyor dertlerinin yolsuzluk olmadığını, dünya alem biliyor. İstanbul'da çıkalım, Türkiye'yi gezelim. Yağma diyelim, rant diyelim, imar rantı diyelim, yolsuzluk diyelim; iddiayla söylüyorum ki herkesin aklına gelecek kişiyi ve grubu ve partiyi ben biliyorum.
Burada sadece 10 yılın yani 2007-2009'dan sonra 2019 arası geliştirilen projelerde, yapılan imar tadilatlarıyla, yani İstanbul halkına ait olan gökyüzüne sığdırdıkları binalarla, kamu binalarına fonksiyonlarını değiştirerek yaptıkları binalarla ekstra ne elde ettiler? Tam 85 milyar dolar. Tam o zamanki kurla, yine o kitabı hazırladığı kurla 3 trilyon 950 milyar lira 85 milyar dolar İBB'nin yaklaşık 10 yıllık bütçesi. Bakın o günkü imar değerlerini dolar olarak dönün, endeksleyin bugüne, bir bakın bakalım kaç dolar yapıyor, hesapta zorlanacaksınız. Dolar bazında İstanbul 2-3 kat değerlendi. 85 milyar dolar soyulduk ey halkım, soyulduk. Sevgili İstanbullular, soyulduk.”
İMAMOĞLU’NDAN MURAT AĞIREL TEPKİSİ
İmamoğlu, savunmasında bahsettiği yolsuzluk dosyaları üzerinden, gazetemiz yazarı Murat Ağırel’in gözaltına alınmasına da tepki gösterdi. İmamoğlu ilgili kısımda şu ifadeleri kullandı:
"Buradan büyük bir yağmadan bahsediyorum. 7 yıllık dönemde tarifsiz, gerçekten büyük bir yağmadan bahsediyorum. Bizden önceki yönetim tarafından bizzat siyasi kadrolarıyla da yönetilen rant ve yağma organizasyonu ağır bir kent suçudur. 10 milyarlarca dolarlık bu usulsüz uygulamaların her bir dosyası yargı konusudur. Neler neler konuşuruz.
Ama ben bunları dediğimde iddia makamı duyar mı, savcılık duyar mı? Duymaz! Duymaz, biliyorum. Böyle bir derdi yok. Şu andaki dertleri muhalefet ya da Ekrem İmamoğlu. Başka bir dertleri yok. Muhalifler, Halk TV. Murat Ağırel ayağı kelepçeli, sabah gene gitmişler evinden, yok fonla ilgili gözaltına almışlar. Peki siz evinden alınan bir foncu siyasi duydunuz mu şu ana kadar? Evinden alınan, milyarları götüren bir foncu siyasi duydunuz mu? Bir foncu bürokrat duydunuz mu? Ama gariban Murat Ağırel'i hem kelepçeli eve koy hem de git sabahın köründe evinden gözaltına al. Aynmazlık bu, aynmazlık! Bu büyük bir mesele.
Onun için tekrar ediyorum, ey muhalifler, ey toplumun yüzde 80'ini temsil eden sevgili halkım, birlik olun, bir araya gelin, omuz omuza olun, kalabalık olun, tepkinizi gösterin. Bu büyük bir aymazlık. Bu, her türlü hakkınıza, hukukunuza, bilgi alma hakkınıza, şehirlerdeki hakkınıza, her şeyinize, seçme ve seçilme hakkınıza, bir hükümeti değiştirme hakkınıza göz koyanların ortaya koyduğu tavırdır."




