Sezon sona erdi

13 Ağustos 2011 tarihinde başlayan 2011–2012 av dönemi 26 Şubat 2012 tarihi itibari il sona ermiş bulunmakta. Ben ve av arkadaşım Ali Osman Bey 6 aydan biraz daha uzun bir süre devam eden bu seneki av dönemini kazasız bitirmenin gururunu ve doğanın içinde olabilmenin keyifli mutluluğunu yaşamaktayız. Kara avcılığında kullandığımız malzemelerimizin bakımları yapılarak amatör tatlı su olta balıkçılığında kullanacağımız malzemeler ile yer değiştirme zamanı gelmiş bulunmakta.

Bizim için güzel bir av önemi olmasına rağmen bazı olumsuzluklarda yaşamadık değil doğrusu. Son 3-4 yıldır Çankırı bölgesinin keklik avına yasak olması ve 2011–2012 av döneminde keklik avına açılması avlaklardaki avcı baskısını zirve noktasına taşımıştır. Bu sene son anda devlet avlağı olarak tescillenen bazı avlakların yine son anda av haritasına yansıtılması Çankırı dışından gelen avcıların arazide sıkıntılar yaşamasına sebep olmuştur. Devlet avlaklarında uygulanan tavşan ve keklik kotalarının farklı olması neticesinde erken biten keklik kotasına karşın tavşan kotası alınarak keklik avcılığı yapılması ve bunun yeterince denetlenememiş olması keklik üzerinde ayrıca bir baskı oluşturmuştur.

Tescil edilen avlakların yüzölçümlerinin büyük olması kontrol edilebilirliğini azaltmış ve Merkez Av Komisyonu tarafından anlamsızca 2 adet olan kınalı keklik limitinin 4 adet’e çıkartılması biz avcıları ayrıca hayrete düşürmüştür. Zira göç hayvanı olarak ülkemize kış aylarında gelen ördek limiti Merkez Av Komisyonu tarafından 6 adet olarak belirlenirken yerli hayvanlarımızdan olan kınalı keklik limitinin yine aynı komisyon tarafından 4 adet olarak belirlenmesi hayli düşündürücüdür. Aklıma kınalı keklik neslini iyice azaltarak acaba keklik yetiştiriciliği yapan çiftliklerin ekmeğine yağ mı sürülmeye çalışılıyor düşüncesi de gelmiyor değil. Bu konu ile ilgili en azında yaptığı işin doğruluğunda hiçbir şüphe duymadığımız ve gönülden desteklediğimiz Çankırı Avcılık Atıcılık ve İhtisas Spor Kulübü Derneği Başkanı Sn. Adnan Tan Bey’in Bakanlık ve Federasyon seviyesinde 4 adet limitinin iptal edilmesi için girişim ve müracaatları olsa da sonuç alınamamıştır. Ancak 2012-2013 Merkez Av Komisyonunda sn. başkanımızın müracaatının dikkate alınacağına inanıyor ve bu elim hatadan dönüleceğini umuyoruz. Avının serbest bırakılacağını düşündüğümüz çil keklik avını kapalı tutulması yine başka bir gariplik, oysaki popülasyon olarak artış gösterdiğini gözlemlediğimiz çil kekliğin yapısından dolayı kınalı keklik üzerinde baskın olması kınalı kekliği yaşam alanı olarak sıkıntıya soktuğu bilinmektedir.

Çankırı dışından gelecek avcıların avlanmasına engel olmak gibi manasız bir mazeret arkasına sığınarak tescil edilen avlaklarda kotanın çabuk bitirilerek av’a kapatılması için bazı avcıların bu avlaklara gitmedikleri halde gidecekmiş gibi kota aldığını duymamız yine başlı başına bir tuhaf durum. Anlaşılan bu memlekette ve bu çağda kendisini kanun üzerinde gören kişiler hala bulunmakta. Öncelikle ülke genelinde avlanma izni almış olan bir avcının bulunduğu şehir dışında başka bir şehre avcılık amaçlı ve kurallara uymak şartı ile gitmesinin önünün kesilmesini amaçlamak ve bunu marifetmiş gibi anlatmak abesle iştigalden başka bir şey değildir. Hadi bu şekilde şehir dışından gelen avcıların önünü kesmeye çalışıyorsunuz peki benim gibi bölgenin avcısının erken biten kotadan dolayı mağdur edilmemi ne ile bağdaştırıyorsunuz? Bence bunun adı 'benden başka kimse avlanmasın hırsı ve bencilliği' olsa gerek. Hiç kimse yasaların üzerinde değildir, ancak şehir dışından gelen avcıların en azından bir bölümü çok da masum değillerdi. Yan yana park edilmiş üzerlerinde komşu bir ilin plakası olan 6 adet araç ve her birinin içinde 4-5 kişilik avcı grupları. Tahmin edeceğiniz gibi 25 civarı avcı ve aynı avlakta avcı kolunda yürüyorlar. Bu kadar avcı baskısına o bölgedeki av hayvanı ne yapabilir? Biraz insaf avcı arkadaş bu av hayvanlarının da kurtulmak için kaçmaya ihtiyacı var, en azından birazcık ara ver ki seninde avcılığın kaçan hayvanlardan dolayı heyecanlı olsun. Yok, mutlak suretle yok edip et amacı güdüyorsan zaten yaptığın maddi masrafın yarısı ile bile kasaptan et ihtiyacını karşılayabilirsin. Yine bir avlakta 8-9 kadar avcının avcı kolunda önlerinde av köpekleri ile yamaçta 15 metre ara ile keklik ve tavşan avlandıklarını görüyoruz bu nasıl avcılıktır akıl erdirmek mümkün değil. Eminim ki oturup sohbet esnasında 'biz zaten limitleri aşmıyoruz' ya da 'biz kurallara uyuyoruz' gibi geyik yapıyorlardır ve o bölgenin en kuralcı ve doğasever avcısı olarak da kendilerini görüyorlardır.

Arazide avlanırken tepenin yamacını dönmemizle karşımızdan gelen 4 kişiden oluşan bir avcı grubu ile karılaştık. Usulünce selamlaşma ve rasgele dileklerimizin ardından ayaküstü konuşuyoruz. Ankara Yenimahalle’den geldiklerini öğreniyoruz. Uzak yerden geldiklerini öğrenince centilmenlik yaparak biz biraz daha yukarı tırmanarak avlandığımız avlağı onlara bırakıp ilerliyoruz. Bir süre sonra çok yakın gerimizden gelen silah sesine döndüğümüzde bizi takip ettiklerini ve bizim önümüzden kalkıp geriye doğru uçan keklikleri avladıklarına şahit oluyoruz. Yaşadığımız buna benzer olaylara rağmen kotaların gereksiz yere adeta insanları cezalandırmak amacı ile doldurulmasına ve tescil edilen bir avlağın erkenden kotası doldu bahanesi ile ava kapatılmasını tasvip etmiyorum. Eğer bir yerde yanlış varsa devletin ilgili birimlerine haber verilmek sureti ile çözüm aranmalı gereksiz ve başkalarının haklarını gasp edilerek değil.

Uzun zamandır av arkadaşımla uygulamış olduğumuz bir eylemden sizleri de haberdar etmek ve bu eylemi sizlerinde uygulamasını rica ediyorum. “Çalı dibinde ekmek” uygulaması. Her av günü sabah ekmek ihtiyacımızı karşıladığımız fırından bir ekmek fazla alıyoruz. Arazide yemek yediğimiz bölgeye bu ekmeği ve yemek esnasında artık olarak çıkan meyve-sebze kalanlarını bırakıyoruz. Ayrıca fırınlar satamadıkları bir önceki günün ekmeğini oldukça uygun bir fiyattan veriyorlar ki bundan da haberiniz olmasını isterim. Ülkemiz bu sene son senelere göre oldukça ağır kış şartlarına maruz kaldı. Biz çalı dibinde ekmek uygulamamızı kış şartları oluşmadan da yapıyorduk ancak şimdi fırınlardan bayat ekmek temin ederek biraz daha yoğunlaştırdık. Bu konuda bizden başka Çankırı avcılarından bayat ekmek ve buğday gibi yiyecekleri arazinin muhtelif noktalarına bırakmak için çaba gösteren avcıların olduğunu da ayrıca vurgulamak isterim.

Belirtmeden geçemeyeceğim bir konu da 2015 yılına kadar ülke genelinde avlakların tamamının devlet avlağı olarak tescillenmesi ve avcıların bu avlaklarda belirli bir tutar karşılığında avlandırılacağıdır. Üzerinde çalışılan konu, avlanmak isteyen avcının başvurusu neticesinde yanına av yapılacak bölgeden bir rehber verilerek ve avlayacağı av hayvanlarının birim fiyatlandırması üzerinden ödemesini yaparak avcılık yapılacak olan araziye girebilmesidir. Bu işten köy bütçelerine ve avcılık derneklerine maddi yarar sağlanması gibi bir takım çalışmaların olduğunu sanırım avcılığa gönül vermiş olan herkesin haberdardır. Bu çalışma ilk bakışta av, avcı ve avlak sacayağının korunması ve bu işin içine köy bütçeleri ile avcı derneklerinin katılımının sağlanması avcılığın hakikaten bir düzleme oturtulmaya çalışılması anlamında kulağa çok hoş gelmektedir. Ancak konu hayata geçirilmeden önce av rehberlerinin sosyal güvencelerinin ve özlük haklarının iş kanununa nasıl adapte edileceği, avcı derneklerinin ve köy bütçelerinin nasıl ve ne kadar bu işten gelir alacağı, av hayvanlarının birim fiyatının nasıl olacağı ve neye göre hesaplanacağı hala açıklık kazanamamıştır. Görüş alışverişinde bulunduğum Av ve Yaban Hayatı Dair Başkanlığı yetkilileri gelirin bir bölümü avcı derneklerine, bir bölümü köy bütçelerine, bir bölümü rehbere verilecek gibi sadece “bir bölümü ya da bir miktarı” gibi ucu açık cümleler sarf edip direk olarak şu kadar pay alacak diyememekteler. Buradan, bu çalışma hayat bulduğunda en zararlı çıkacak biz avcıların olacağı sonucunu çıkarmamız sanırım zor olmasa gerek. Tescil edilmiş bir avlakta birden fazla köy’ün sınırı olacağına göre rehberlerin durumu ve köylerin alacağı katkı tutarının nasıl belirleneceği de ayrıca bir başka sorun olarak karşımıza çıkmakta. Bir diğeri ise her ne kadar doğasever olsak ta sonuçta elimizdekiler avlanmak amacı ile kullanılan silahlar. Rehberlerin mutlaka iş kanununa göre görev yapması ve belirli bir hayat standardında olacağı aşikardır ve buda ayrıca maddi bir külfet ile biz avcıların karşısına çıkacaktır. Hadi biz kentlerde yaşayan avcılar avcılık kursu, avlanma belgesi, harçlar gibi birçok zorluk ile mücadele ederek avlanma hakkını elde etmeye çalışıyoruz, peki kırsal bölgelerde daha doğrusu ahırdaki hayvanlarının sabah bakım işini bitirip tüfeğini alarak avlanmaya çıkan köylümüz nasıl avlanacak. Buna verilen yanıt köy bütçelerine para girmeye başlayınca kaçak avcılığa köylü kendisi engel olacak gibi bir düşünce var ama kaç kişi aynı köyde yaşamını sürdürdüğü komşusunun avlanma eylemine engel olabilecek merak ediyorum doğrusu. Şu aşamada karamsar olmak istemiyorum ancak birileri bizlere dolu olmayan bardağı doluymuş gibi göstermeye çalıştığını da biz avcıların göz ardı etmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Biten av dönemi ardından 2012–2013 av döneminin de biz avcı camiasına şimdiden hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Bütün doğaseverlere rasgelsin.

Bu yazı toplam 2119 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Okuyucu yorumları ile ilgili olarak açılacak davalardan Sözcü18.com sorumlu değildir.
1 Yorum